1776 Ruhu

1776 Ruhu ya da Fransız devriminin tiranları, otokratları ve batıl inançlı rahipleri bütün dünyada etkisizleştirecekti. Otoriteye körü körüne itaatin yerine akılcı özyönetim geçecek, bütün insanlar özgür, eşit ve kendi kendilerinin efendisi olacaktı der Francis Fukuyama.

Bundan 240 yıl önce var olan o bilinç şu an nerede?

Bunca yıl sonra hala kendi kendimizin efendisi olamamakta neyin nesi?

Bu yüzyılda ki en büyük sorunların inançlar uğruna yapılanlar sonucunda vuku bulduğunu gördüğümüzde, kendimizin efendisi olma inancına sahip olamadığımız aşikar.

Emile Fackenheim, God’s Presence in History’ de Immanuel Kant gibi ciddi ve sağduyulu bir düşünür bile savaşın Tanrı’nın amaçlarına hizmet ettiğine yürekten inanabildiğinden bahseder.

Kant bile bunu diyebiliyorsa inançlar uğruna yapılanlar hakkında fazla düşünmeye gerek yok bence.

İnançlar uğruna yapılan insanlık dışı eylemleri sorgulamayız.

İnançlar uğruna yapılan şey ne olursa olsun vicdanımız rahattır.

İşte o yüzden başka hiçbir mecra yoktur ki insanları daha fazla örgütleyebilsin ve yaptıkları sonucu huzura erdirebilsin.

Neden diye sormadan edemiyor insan. 1776 da başlayan o akılcı toplumun evrildiği yere bakar mısın? Son 3 yüzyıldır rasyonalizm ve emprizm temelli düşünce tarzı bence başladığı yerde kaldı. Ya da üst aristokrat kesimlerden başka hiçbir mecrada kendine yer bulamadı. Neden ama? Hani insanoğlu hep daha iyiye gitmeye meyilli hayvandı. Bence hayvanlığını üstünden atmak istemeyen ama evcilleşmiş olarak yaşamak isteyen bir tür olarak evrilmekte.

Bununla ilgili konuşmak isteyen varsa beni bulsun.

alierbey | 30/09/2016

Leave a Reply