Bırakın Nasihatı

Ufff, pufff yine başladı bu ya…

Gençken serzenişler içinde dinlediğimiz nasihatleri, biz vermeye başladığımızda, karşımızda ki insanla kurduğumuz empati sonucu aklımıza gelen ilk tepkidir bu.

Zamanında bizim de yapmış olduğumuz tepkinin aynısını, şimdi kendimize yapılacağını düşünerek ne gerek var nasihata diyenimiz oluyordur.

İnsan büyüdükçe büyükleri anlıyor. Ama büyük olmadan bu sözü bile anlayamayacağımız için en iyisi bırakın nutuk çekmeyi..

Yapmayın etmeyin dediğiniz şeyler yapılacak, edilecektir. Boşuna nefesinizi harcamayın.

Kendi içimizde, beni dinlemeliler desekte, dinlenmeyeceksiniz zorlamayın.

Sizin kendinize dönüp, neden nasihat verdiğinizi düşünüp, nerede hata yaptığınızı bulup, değiştirilebilecekseniz onu değiştirmeniz gerekmekte.

Nasihat; sizin yapamadıklarınız, keşkelerinizden oluşan söylemleriniz.

Yapmadığınız, hatayı yaptığınız yerde bir yakınınızın da hata yapmasını istemiyorsunuz. Çünkü bunun acısını yıllar sonra yaşadığınız için o yaştaki bireye bunu anlatma zahmetine giriyorsunuz ve sıkıcı biri olup çıkıyorsunuz.

Bırakın nasihatı, hayat hikayenizi anlatın. Şunu yapmayın bunu yapın söylemlerinden daha çok kendinizi anlatın.

Eminim daha çok ilgi çekeceksiniz. Daha çok dinlenir olacaksınız.

Mutlaka bir hayat yaşadınız, sıkıcıda olsa da dönüm noktalarınız anılarınız oldu. Bunları anlatın.

Anlatacak hiçbir şey yaşamadıysanız, anlatacak şeyler yaşamaya başlayın. Yoksa sorarlar; Yaşlandıkça anlatacak bir şeyleriniz yoksa yaşadınız mı gerçekten ? diye.

alierbey | 30/09/2016

Leave a Reply