Fizikçiler ve filozoflar

İskoç olan David Hume (1711- 1776) yıllarında yaşamıştır ve her kuğu beyazdır gibi temelsiz bir genelleme yapmıştır.

Daha sonraları ise gerçekten de Avustralya’nın batısına giden Avrupalılar orada siyah kuğu bulmuşlardır.

Imanuel Kant gibi bir adam ise yine aynı dönemlerde yaşamış olup (1724–1804) Bireyin nihai genel bilgiye ulaşması mümkün değildi der. Newton’un doğruyu bulabilmesi için safa akıldan başka bir şeye ihtiyacı olduğunu söyler.

Bu ve benzeri notlar almanın ve tamamen bilgiye aç olmanın arzusu olan bu tutum ve davranışların kaynağı neydi acaba. Bir Kant bir Hume olmasamda Pazar sabahı 3–5 saatlik bir uykunun sonucu kalkıp kitaplara gömülmenin derdi neydi acaba.

Doğruyu bulmak ve bu uğurda çaba sarfetmek mi ?

Peki neden bazı insanlar kıçınıı devirip yatmaktan mutlu olurken bazıları uğraşıp didinirler ?

Haa burada uğraştığın çok mu elzem diyenler olabilir tabii ki. Ama, aması var..

Çünkü eğer elimde Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi bir düzenek olsaydı. Ve Bu düzenekte ben şu an fizikçilerin yapmış olduğu 27 kilometrelik bir çemberde protonları elektromanyetik alan kuvveti nedeniyle ışın hızının yüzde 99.999999 u kadar hızlandırım saniyenin binde onunda çarpıştırp sonra protonun çekirdeğini inceleyebilseydim ve hele hele şu meşhur higss bozonunu bulabilseydim eğer ve tabii ki de bu uğurda kalkmış olsaydım eğer işte o zaman tadında yenmezdi bu durumlar. Ama hiç olmazsa modomod yaşayıp götü devirip yatmaktansan kayıtsız kalmamakta güzel olsa gerek.

Bu çarpıştırıcının 2008 deki deneylerinde olayaları bilmeyip kayıtsız kalarak insanlığın yok olacağına inanan bir kitle vardı onlardan mı olaydık?

Siz bu satırları okuyanlar olarakta aynı mantalite olduğumuzu düşünerek?

Yatsamıydık?

Çıkan sonucu merak etmek, standar model’i incelemek ve bu parçaları gözlemlenebileceğini öğrenmek bile heyecan verici iken bu adamların heyecanı başka birşey olsa gerek işte. Yatılır mı böyle bir anda.

Ama ne derler fizikçiler yapar filozoflar konuşur. Hiç olmazsa konuşan taraftan olalım demek istiyoruz ama dönem itibari ile bu da pek mümkün gözükmüyor.

Çünkü bu sözün özüne indiğimizde, geçmişte filozofların konuşması kolaydı. Zaten halihazırda bulunan bilgi ve yapılan edilen gelişmeleri takip edebilmek 3–5 nüshadan ibaret iken şimdilerde biliyorsunuz durumu. Açın Google’ın Scolar’ını ya da Sciencediret’i her hangi bir konuda yazılan makaleleri, göreceksiniz durumu. Bi koere konuya yaklaşabilmek o alanda çalışmaya başlamaya iter adamı. Madem bu kadar alanyazınını taradım neden bende bir çalışma yapmayayım der nevi şahsına münhazır arkadaş.

Geçmişteki elemanların, herhangi birine hatta başarısız olmuş ama yıllarca onun dediği kabul edilen Batlamyus’a bakın, sonra diğerlerine…

Adamın cv’sinde fizikçi,matematikçi, filozof ve coğrafyacı der. Şimdilerde ise bunların binlerce alt dallarından birinde oluşan bilgi birikine bile vakıf olabilmek bütün o dönemler için tüm alana hakim olmaktan daha zor.

Şimdi konuşabiliyorsa konuşsun filozofçular.

İlk önce anlaması lazım neyin ne olduğunu.

Kuantum denen naneyi,
elektronların aynı anda iki yerde olmasın nelere gebe olabileceğini,
higss bozonunu,
ve daha nicesini….

alierbey | 30/09/2016

Leave a Reply