Geçen gün bir yazılım uzmanı ile sohbet ettim

Geçen gün Türkiye’nin sayılı yerlerinden birinde çalışan yazılım uzmanı bir arkadaşla sohbet ettim. Sohbetimiz ilerlediğinde bana üniversitede programlama dilleri dersinde hangi dili öğretiyorsun diye sordu. Bense Go programlama dilini öğretiyorum dedim.

İlk önce bir kahkaha attı ve arkasından hiç duymadığım bir dili söyleyeceğini ummuyordum dedi. Bende oluşan şaşkınlığı anlatamazdım bu tepki karşısında. İlk önce suçu karşıya yükledim. Nasıl duymaz ya diyerek. Nasıl duymadın dedim. Bi ara bi yerde karşılaşıp yarım saat 1 saat bakmıştım ama çok oldu dedi. Durdum bi düşündüm duymak veya araştırmak zorunda değildi. Hatayı kendime yükledim hemen. Yazılım sektöründeki herkesin bu dili bileceğini düşünüyor ve çok iyi ya, yenilikçi bir yapın var demek ki demesini bekleyerek beni yüceltmesini umuyordum. Bir anda gerçeklerle karşılaştım. Ve neden o dili anlattığımı, neden Go’yu seçtiğimi aktarmaya çalışıyordum bi taraftan. Bir anda dil savunucusu gibi olmuştum. Aslında bazı dillere sempati gösterdiğim olmuştur ama hiç bu kadar savunduğum bir durum olmamıştır. Çünkü proje’ye göre şekillenmesi gereken bir durumdur bu.

Daha sonra arkadaşın .NET kullandığını diğer taraftan Javascript ve Node.js yazdığını öğrenince, Node.js yazanlar GO‘ ya geçiyorlar. Syntax, concurrency vb. avantajlarından dolayı diyerek hala savunuyordum. Ama bir taraftan da niye bu kadar savunuyorum diyordum.

Sohbetimiz ilerlediğinde arkadaşın, hangi platformları kullanıyorsun demesi üzerine editör kullanıyorum dedim. Notepad mi kullanıyorsun dedi. Yok dedim, Visual studio code veya Atom genellikle dedim. Editörle büyük bir iş mi yapılır dedi. Kaldım öyle. Neden dedim. Kendi ortamı olmadan dedi. Bir anda eski günlerim aklıma geldi; hep bunlar, Microsoft‘un Visual Studio ortamından dedim. Çünkü bundan 12-13 yıl önce başlayan 4-5 yıllık .NET deneyimim vardı. Uzun yıllar Asp.NET ile projeler geliştirmiştim. Arkasından mobil’e geçmem ve ardından sağlam bir backend yapısı oluşturacak olmamdan dolayı Go ile haşır neşir olmuştum. O zamanlar bir ay mimariyi nasıl tasarlarım, benim için öncelikli olan ne gibi sorulara cevap arıyordu. Bir Benchmark testlerine bakıyordum. Sohbet esnasında bir taraftan içinde bulunduğum durumu anlamıyordum da. Nasıl bir yazılımcı kendi dünyasının farkında olmaz? Ben .NET projeleri geliştirirken yeni trendleri ve teknolojileri, çok kullanmama gerek kalmasa bile hep takip etmiştim. Neyse… arkadaşa editörleri ve işlevselliklerini anlattım. Hoşuna gittiğini ve deneyeceğini söyledi. Ama hala bunlarla iş mi olur kısmındaydı. Merak etmeyin tüm dünyanın bunları kullandığını her dil için plug-in‘ leri olduğunu intellisense vb bütün iş ve işlemlerin greçekleştiğini aktardım. Şİmdi bu yazıyı okuyanlarınız dayanamıyordur muhtemelen şunları şunları söyleseydin diye.

Velhasıl durum bundan ibaret idi. Bunu niye paylaştın diye soracak olursanız, şunu sormak istiyorum, bu arkadaş vb. yazılımcılar teknolojiyi takip etmeden ne kadar ayakta kalabilir. Ben mi yanlış düşünüyorum bu konuda.

Daha yazacak çok serzenişim varda yazı baya uzadı. Şimdi imkanımız yoktu okuyamadık moduna bağlarsınız. Katkınız olursa yorumlarda belirtiniz. Orada daha çok serzenişlerimi dökeyim ortaya.

alierbey | 23/10/2019