Tüyleri Diken Diken

Bir ara true story furyası vardı bu aralar duruldu herhalde?

Yıllar yıllar öncesinden beridir(bu ne biçim kelime) hep sevmisimdir true story filmleri ve bunu her zaman dile getirmisimdir. Sonra bu söylem artmaya baslayınca susmusem ben. Sevmem öyle popüler olanları söylem olarak kullanmayı(Ukalalıkta sınır tanımam).

Şimdi o söylemi başkalaştırdım kendimce…

Biyografi filmleri pek severim ben

diyerekten.

Sonuçta onlar da based on true story değil mi? Olduğu kadar artık yapacak bir şey yok.

Neyse efendim size güzel bir film anlatacaktım nerelere geldim.

Bu film ki on numara beş yıldız(bu ne çirkin bi betimleme) derler ya işte ondan değil. Öyle işte güzel bi film. Bi kere tüylerimi diken diken etti.

Benim tüylerimi diken diken ettiyse sevmişimdir o kısmı. Kitaplarda da böyle okurken tüylerimin diken diken olduğu kitaplar bi yana dikemeyenler bir yana.(Tövbe tövbe dikmek deyip duruyor)

Gerçi en çok tüylerimi diken diken eden yapımlar Sır kapısı ile Beşinci boyuttu onu napıcaz. “Gel gel beyaz amca çıktı” diye arkadaşları çağırırdık tv’ye çıkınca. Üniversite’de dalga konusuydu bizim için çarpılacaktık bir gün.

Bak aynı kefeye koyduğum yapımlara bak…

Terbiyesiz…

Bir Oscar Shindler’e, bir John Nash’e sır kapısıyla hakaret ettim resmen.

Şimdi bunlar başkadır başka.

İzlenesidir, sevilesidir, diken diken edesidir.

Bir Temple Grandin izlenesidir, kimdi o Rush’ daki adam o hakeza saygı duyulasıdır, October Sky tapılasıdır.

Bunlar hep biyografi efendim boşuna demiyoruz seviyoruz diye. Sizde seviyorsunuz kabul edin..

Aha onlara bi tane dahası.(3 defa okudum cümleyi anlatım bozukluğunu beynim de bile düzeltemedim ki cümleye aktarayım.)

The Blind Side filmin adı. Bulursunuz IMDB’den uğraşmayayım şimdi.

Film notları :

Sandra Bullock ise Sandra Bullock işte…

Michael Oher…

Bu adamın yerine bulup filmde oynattıkları adam daha sevimli arkadaş.

…BİTTİ..

İzleyin işte not kısmı sıkıcı geldi…

alierbey | 11/11/2016

Leave a Reply